DEPREM HASARINININ AZALTILMASINDA FARKLI BİR YAKLAŞIM

ÖZET:
23 Ekim (Mw:7.2) – 9 Kasım (Mw: 5.6) 2011 Van depremlerinde iki komĢu site alanında yer alan apartman bloklarında farklı düzeylerde hasarlar meydana gelmiĢtir. Bu hasarların büyük bir kısmı 9 Kasım 2011 Edremit- Van depremine bağlı olarak geliĢmiĢtir. Ancak söz konusu site alanlarında yer alan 2 ayrı blok 9 Kasım 2011 Edremit-Van depreminden etkilenmemiĢtir. Depremin merkez üssüne aynı uzaklıkta yer alan ve aynı zemin koĢullarına sahip, eĢ özellikteki binalardan bazılarının hasar almaması, bu binaların önünde bulunan bir temel çukurunun varlığı ile iliĢkilendirilmiĢtir. Bu olay, yüzey dalgalarının dispersiyon özelliği ile açıklanabilir. Yüzey dalgalarının yüksek frekanslı (kısa dalga boylu) bileĢenleri yüzeye yakın, düĢük frekanslı (uzun dalga boylu) bileĢenleri ise daha derinlerde yayılır. Binaların önünde bulunan temel çukuru, ilk zemin tabakasını kesmiĢtir. Dolayısıyla bu tabakada ilerleyen kısa dalga boyuna sahip yüzey dalgaları, çukuru geçemeyerek yansımıĢ veya saçılmıĢlardır. Burada, temel çukuru bir çeĢit yüksek-kesmeli süzgeç (high-cut filter) gibi davranmıĢtır. Temel çukurunu geçemeyen yüzey dalgaları, gelen yüzey dalgalarının genliklerinin azalmasına ve dalga boylarının uzamasına sebep olmuĢtur. Böylelikle söz konusu çukurun hemen arkasında bulunan binalar, diğer binalara oranla aynı depremden daha az etkilenmiĢlerdir. Bu çalıĢmada farklı temel çukurlarında Çok Kanallı Yüzey Dalgası (MASW) yöntemi uygulanarak, söz konusu yapıların deprem sırasındaki performansları değerlendirilmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen sonuçlar yukarıda bahsedilen durumu destekler niteliktedir. Dolayısıyla, farklı geometrik yapıda ve belirli bir derinlik ile açılmıĢ çukur yapıları ve/veya belirli bir çapa sahip yakın aralıklarla açılan bir dizi kuyu, depremde açığa çıkan yıkıcı dalgaların etkisinin azaltılmasında kullanılabileceği öngörülmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: Dispersiyon, çok kanallı yüzey dalgası (MASW) yöntemi, 2011 Van depremleri.


1. GİRİŞ

23 Ekim 2011 tarihinde saat 13:41’ de, Van ilinin kuzeyinde, merkez üssü Tabanlı köyünde, moment büyüklüğü (Mw) 7.2 olan ve yaklaĢık 25 saniye süren yıkıcı bir deprem meydana gelmiĢtir (KOERI, 2011). Bu deprem Van ve ErciĢ baĢta olmak üzere bölgede bulunan yerleĢim yerlerinde toplam 604 kiĢinin hayatını kaybetmesine, çok sayıda yapının yıkılmasına ve hasar görmesine neden olmuĢtur. 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen depremden yaklaĢık 18 gün sonra, 9 Kasım 2011 tarihinde saat 21:23’  de Van ili, Edremit ilçesi yakınlarında, büyüklüğü Mw: 5.6 olan bir deprem daha meydana gelmiĢtir. Van ili Ģehir merkezinde meydana gelen hasarın büyük bir kısmı bu depreme bağlı olarak geliĢmiĢtir. 23 Ekim 2011 Mw:7.2 büyüklüğündeki depremde hasar gören binaların bir kısmı bu depremde yıkılırken, hasar görmemiĢ binaların bir kısmı kullanılamaz hale gelmiĢ, büyük bir kısmı ise hafif ve orta derecede hasar görmüĢtür. Deprem sırasında meydana gelen yapısal hasarlar, binaların yapısal özelliklerine, depremin parametrelerine ve zemin koĢullarına bağlıdır. Aynı zemin koĢulları ve depreme olan uzaklıklarda, yapısal hasara neden olan en önemli faktör binaların yapısal (tasarım/proje) özellikleridir. Ancak eĢ özellikli binalarda meydana gelen farklı düzeylerdeki hasarlar yukarıda bahsedilen faktörlerin dıĢında ikincil etkenlerin olabileceğine iĢaret etmektedir.
 
2011 Van depremlerinde Van ili Ģehir merkezinde yar alan iki komĢu site alanında yapılan gözlemlere göre,söz konusu site alanlarında farklı düzeylerde hasarlar meydana gelmiĢtir. 23 Ekim 2011 tarihinde (Mw:7.2) meydana gelen ErciĢ-Van depreminde, ÇağdaĢ kent site alanında yer alan eĢ özellikli apartman bloklarında her hangi bir hasar meydana gelmez iken, bu site alanına komĢu olan Lider sitesinde yer alan 2 eĢ özellikteki bloklarda düĢük- orta düzeyde hasarlar meydana gelmiĢtir. Ġki site alanı aynı zemin koĢullarında ve aynı deprem uzaklıklarında yer almaktadır. Dolayısıyla meydana gelen yapısal hasarlar, iki site alanlarında yer alan apartman bloklarının karakteristik özellikleri ile iliĢkilidir.
ErciĢ-Van depreminden 18 gün sonra, Van Ģehir merkezinin güneyinde Edremit merkezli bir baĢka deprem daha meydana gelmiĢtir. Bu deprem ErciĢ-Van depremine göre Van ili Ģehir merkezinde çok daha Ģiddetli hissedilmiĢ ve çok daha fazla yapısal hasara neden olmuĢtur. Bu deprem sadece söz konusu site alanlarının içinde bulunduğu AlipaĢa mahallesinde 305 binanın orta-ağır derecede hasar almasına ve 216 binanın kullanılamaz hale gelmesine ve/veya yıkılmasına neden olmuĢtur (Selçuk ve Aydın 2012). ÇağdaĢ kent site alanında yer alan ve ErciĢ-Van depreminde hasar almayan binalar, bu depremde düĢük-orta düzeyde hasar almıĢlardır. Bu site alanında sadece bir bina bu depremden etkilenmemiĢtir. Benzer olarak komĢu site alanında (Lider sitesi) yer alan ve ErciĢ-Van depreminde düĢük-orta düzeyde hasar alan bir bina da yine bu depremden etkilenmemiĢtir. Edremit-Van depremi sırasında, önceki depremde (ErciĢ-Van depremi, Mw:7.2) hasar alan bir binanın çok daha Ģiddetli hissedilen bu depremden etkilenmemesi ve benzer olarak ÇağdaĢ kent site alanında eĢ özellikli binalardan sadece bir binanın hasar almaması bu iki komĢu site alanlarında dikkat çekmiĢtir.
 
Bu çalıĢmada söz konusu binaların depreminden etkilenmemesi, bu binaların önünde bulunan temel çukuru ile iliĢkilendirilmiĢtir. ÇalıĢma kapsamında, derin ve geniĢ temel çukurların deprem performansları değerlendirilmeye çalıĢılmıĢtır. Bu amaçla 2011 Van depremleri sonrası iki komĢu site alanında yapılan arazi gözlemleri ayrıntılı olarak tanımlanmıĢtır. Belirli bir geometrik yapı sunan çukur yapılarının, sismik dalgaların etkisinin azaltılmasında kullanılabileceği, oluĢturulan teorik yaklaĢımla açıklanmıĢtır. Teorik yaklaĢımın güvenilirliği ve/veya doğruluğu arazide yapılan jeofizik çalıĢmalar ile irdelenmiĢtir.


2. SİTE ALANLARINDA YAPILAN GÖZLEMLER

23 Ekim 2011 ErciĢ-Van depremi (Mw: 7.2) Van ilinin yaklaĢık 20 km kuzeyinde meydana gelmiĢtir (ġekil-1). Bu deprem Ģehir merkezinde bulunan ÇağdaĢ kent site alanında herhangi bir yapısal hasara neden olmamıĢtır. Site alanında yer alan binalar Van ilinde kullanılan malzeme ve iĢçiliğe bağlı olarak depremden yaklaĢık 3 yıl önce inĢa edilmiĢtir. Söz konusu binalar alüvyal çökeller üzerinde bulunmaktadır. ErciĢ-Van depremi ÇağdaĢ kent site alanına komĢu olan Lider sitesinde ise düĢük-orta derecede hasara neden olmuĢtur. Bu depremden 18 gün sonra bölgede bir baĢka yıkıcı deprem (Mw:5.6) daha meydana gelmiĢtir. Bu depremin merkez üssü Van ili Ģehir merkezinin güneyinde yer alan Edremit ilçesidir. Bu depremde ÇağdaĢ kent site alanında bulunan ve ilk depremde hasar almayan binalar düĢük-orta derecede hasar alırken, bu site alanında sadece bir bina (D-blok) bu depremden etkilenmemiĢtir. Lider sitesinde ise ErciĢ-Van depreminde hasar alan binalardan sadece biri (Apartman-1) bu depremden etkilenmemiĢ ve/veya hasar derecesi artmamıĢtır (ġekil-2).

Edremit-Van depreminin söz konusu site alanlarının içinde bulunduğu AlipaĢa mahallesinde yaratmıĢ olduğu hasar durumu düĢünüldüğünde, hasarlı bir binanın çok daha Ģiddetli hissedilen bu depremden etkilenmemesi, hasar derecesinin artmaması veya yıkılmaması dikkat çekici bir durum olarak değerlendirilmiĢtir. Şekil-1 de görüldüğü gibi Edremit-Van Depreminden etkilenmeyen binaların önünde geniĢliği 15m, uzunluğu 60m ve derinliği 3.5m olan bir temel çukuru bulunmaktadır. Bu temel çukuru 23 Ekim 2011 ErciĢ-Van depreminden yaklaĢık 1 yıl önce kazılmıĢtır. Bu temel çukurun dıĢında yer alan binalarda farklı derecelerde hasarlar meydana gelmiĢtir. ÇağdaĢ kent site alanında A ve B blok orta derecede hasar alırken C blok düĢük-orta derecede hasar almıĢtır. Söz konusu site alanında meydana gelen tipik hasar durumu; duvarlarda meydana gelen makaslama çatlakları ve kiriĢlerde geliĢen kırık ve çatlaklardır.

ġekil 1. a) 2011 Van depremleri ve karakteristik özellikleri, b) Ġki site alanında yer alan binaların lokasyon
bilgisi, c) temel çukuru ve hasar almayan binaların görünümü, d) Temel çukura ait geometrik özellikler
ġekil 2. a) 2011 ErciĢ-Van Depreminde hasar alan ancak Edremit-Van Depreminden etkilenmeyen bina, b) her
iki depremden etkilenmeyen ÇağdaĢ kent site alanında bulunan bina


3. TEORİK YAKLAŞIM

Sismik dalgalar farklı dalga boylarına sahip ses dalgalarının bir çeĢididir. Ġki çeĢit dalga söz konusudur: cisim dalgaları ve yüzey dalgaları. P (birincil, boyuna) ve S (ikincil, makaslama) -dalgaları cisim dalgaları, R (Rayleigh) ve L (Love) -dalgaları yüzey dalgalarıdır. Yüzey dalgaları katı-hava ara yüzeyinde ve iki katı sınırı arasında yayılırlar. Derinliğe bağlı olarak genlikleri üssel olarak azalır. Frekans aralıkları ise 10-30 Hz arasındadır. Bu düĢük frekanslarına bağlı olarak uzak mesafelere kadar yayılabilmekte ve yüksek genlikleri nedeniyle yıkıcı özelliğe sahiptirler (Kim ve Das 2012). Yüzey dalgalarının en önemli özelliği düĢey heterojen ortamda dispersiyon özellik sergilemeleridir. Burada dispersiyon farklı frekansa sahip dalgaların farklı faz hızlarına sahip olduğunu tanımlamaktadır. Yüksek frekanslı dalgalar yüzeye yakın yayılırlarken, düĢük frekanslı (uzun dalga boylu) dalgalar daha derinlerde yayılabilirler. Yüzeye yakın katmanlarda yüksek frekanslı yüzey dalgaların hızları S-dalgalarının hızlarına yakın iken, daha düĢük frekanslarda, derinlikle birlikte katmanların rijitliği önemlidir. Kısaca, yüzey dalgaları tek bir hız değerine sahip değil, hız değeri frekanslarının bir fonksiyonudur  (Kearey et al., 2002) . Frekans ve faz hızları arasındaki iliĢki dispersiyon eğrisi ile tanımlanır. Bu eğri güçlü bir Ģekilde derinlikle değiĢen katmanların rijitliği ile iliĢkilidir. Normal dispersiyon eğrilerinde katmanların S-dalga hızları derinlik ile artıĢ gösterirken, ters dispersiyonda derinlikle birlikte katmanların S-dalga hızlarında azalma söz konusudur. Homojen bir ortamda yüzey dalgaları dispersiyon özelliğine sahip değildirler  (Pei 2007).

ġekil 3’deki blok diyagramda, 13.8 km güneybatıdan gelen 5.6-09.11.2011-21:23:33 Edremit-Van Depremine ait yüzey dalgaları sembolize edilmiĢtir. Kısa dalga boylu (yüksek frekanslı) yüzey dalgaları en üsteki birinci tabakada, orta dalga boylu yüzey dalgaları ilk iki tabakada, uzun dalga boylu (düĢük frekanslı) yüzey dalgaları ise ilk üç tabakada ilerlemektedir. ‘apartman 1 ve D bloğun güneyinde 60 x 15 x 3.5 m boyutlarında, inĢaat amacıyla kazılmıĢ bir temel çukuru bulunmaktadır. Çukur ilk tabakayı kesmiĢtir. Dolayısıyla bu tabakada ilerleyen kısa dalga boylu yüzey dalgaları, çukuru geçemeyerek, yansıma ve saçılma yoluyla tekrar güneye, geldikleri yöne geri dönerler. Orta ve uzun dalga boylu yüzey dalgaları ise çukuru kısmen geçerler. Çukur bir çeĢit yüksek-kesmeli süzgeç (high-cut filter) gibi davranır. Çukuru kısmen geçebilen yüzey dalgalarının genlikleri azalır ve dalga boyları uzar. Bu durumda ‘apartman 1 ve D blok depremden daha az etkilenir. A ve C blokların güney cepheleri açık olduğu için yüzey dalgaları normal ilerlemelerine devam ederler ve bu binalar, 1 ve D bloğa kıyasla, aynı depremden daha çok etkilenir.
ġekil 3. Temel çukuru ile yüzey dalgaları arasındaki iliĢkiyi gösteren blok diyagram


4. ÇOK KANALLI YÜZEY DALGASI YÖNTEMİ (MASW) ve ARAZİ ÇALIŞMALARI

Yukarıda tanımlanan teorik yaklaĢımın doğruluğunu araĢtırmak amacıyla, farklı alanlarda Çok Kanallı Yüzey Dalgası yöntemi (MASW) uygulanmıĢtır. Buradaki amaç, zemin katmanlarının ayırıcı özelliği olan dispersiyon özelliğine bağlı olarak yayılan dalgaların (ground roll) jeofonlar tarafından elde edilmesidir. Çok kanallı yüzey dalgası (MASW) yöntemi, yüzeye yakın yatay yönde yayılan yüzey dalgalarından yararlanarak, katmanların elastik özelliklerinin değerlendirilmesinde kullanılan hızlı bir yöntemdir (Park et al. 1999; Xia et al. 1999; Park et al. 2001). Bu yöntemle etkin derinlik yaklaĢık 30 m’dir. Sismik hızların derinlik ile değiĢtiği katmanlı bir ortamda, dispersiyon özelliğinden dolayı yüzey dalgaları yüzeye yakın katmanların elastik özelliklerini tanımlamaktadır. Farklı dalga boylarına sahip dalgalar farklı penetrasyon derinliklerinde ve hızlarında yayılırlar. Her dalga boyu için yayılım hızları faz hızı olarak ifade edilir. Faz hızları öncelikle katmanların S-dalga hızlarına bağlıdır ve poisson oranı, yoğunluk ve P-dalgalarından kısmen etkilenirler. Bu yüzden yüzey dalgaları hızları Vs hızları için iyi bir göstergedir. Normal olarak faz hızları Vs hızlarının yaklaĢık % 92 olarak değerlendirilir (Stokoe et al., 1994). ġekil 4a’da görüldüğü gibi çalıĢma alanında 15 m geniĢliğinde, 3.5 m derinliğinde bir temel çukuru bulunmaktadır. Temel çukuru ilk zemin katmanını kesmiĢ durumdadır. Çok kanallı yüzey dalgası ile yapılan ölçümlerde öncelikle tabii zemine ait hız değerleri ve dispersiyon eğrileri oluĢturulmuĢtur. Elde edilen bu veriler çukur hattına dik olarak, çukur alanı kesecek Ģekilde yapılan ölçümler ile karĢılaĢtırılmıĢtır (ġekil 4b). ÇalıĢmada WZG, 12 kanallı sismograf kullanılmıĢtır. Jeofonlar 4.5 Hz ve jeofonlar arası mesafe 2 m olarak seçilmiĢtir. Kaynak enerjinin yaratılmasında yaklaĢık 10 kg ağırlığında balyoz ve metal plakadan yararlanılmıĢtır. Tabii zeminde alınan ölçümlerde minimum ofset 4m’dir. Çukur hattını kesen ölçümlerde, çukurun diğer tarafında yapılan yakın atıĢlarda, faz hızları jeofonlar tarafından algılanmamıĢtır. Dolayısıyla dispersiyon eğrileri oluĢturulamamıĢtır. Bu sebepten dolayı, çukur hattının gerisinde çukurdan uzaklaĢılarak faz hızları jeofonlar tarafından kaydedilinceye kadar ölçümler yapılmaya devam edilmiĢtir. Kaynak ile jeofonlar arasında ofset 29 m’de sağlıklı hız değerleri (grond roll verileri) elde edilmeye baĢlanmıĢtır.
ġekil 4 a) AraĢtırma hatları b) dispersiyon eğrileri ve derinliğe karĢı S-dalga hızları

Her bir atıĢ için faz hızları elde edilmiĢ ve dispersiyon eğrilerine bağlı olarak derinliğe karĢılık S-dalgası hızları (Vs) oluĢturulmuĢtur. Burada ilginç olan nokta, çukur hattını kesen atıĢlarda elde edilen hız değerlerinin tabii zeminden alınan hız değerlerine göre yüksek değerler sunmasıdır. 30 m deki ortalama S dalgası hızları 682 m/s elde edilirken, tabii zeminde bu değer 582.8 m/s dir. Bu yüksek faz hızları ve ortalama S-dalgası hızları, ilk zemin katmanında yayılan yüksek frekanslı yüzey dalgalarının çukur tarafından kesildiğine iĢaret etmektedir. Çukur bir alanda dalgalar saçılarak jeofonlar tarafından kayda alınmamıĢtır. Bu çukurun altında ise göreceli olarak daha düĢük frekanslı ve yüksek hızlı dalgalar jeofonlar tarafından kaydedilmiĢtir. Bir baĢka ifade ile daha derinde bulunan yüksek hız tabakalarında yayılan dalgalar jeofonlar tarafından ilk 3.5 m (çukurun derinliği) olarak algılanmıĢtır. Burada çukur bir nevi yüksek kesmeli süzgeç gibi davranmıĢtır. Bu konu ile ilgili aĢağıda ayrıntılı tartıĢma ve değerlendirmeler yapılmıĢtır.


5. DEĞERLENDİRME VE TARTIŞMA

Arazide yapılan jeofizik verileri, söz konusu çukurların özellikle yüzeye yakın katmanlarda ilerleyen dalgaların çukur alanda saçıldığını/yansıdığını ve belirli frekanslardaki dalgaların iletilmesini sağladığını göstermektedir. Burada önemli olan nokta, söz konusu çukurların etkin geniĢlik ve derinlik parametrelerinin ne olması gerektiğidir. Literatür incelendiği zaman söz konusu yapıların deprem performanslarına yönelik arazi çalıĢmalarının olmadığı görülmektedir. Ancak farklı disiplinlerde bu konuda yapılan teorik ve sayısal çalıĢmalar önemli bilgiler sunmaktadır. Bu çalıĢmalardan Kim ve Das (2012) ve Silva ve Cabezas (2013) tarafından yapılan değerlendirmeler, bu çalıĢmaya paralel olabilecek bilgiler içermektedir. AraĢtırmacılar sismik dalgaların genliklerinin azaltılmasına yönelik pratik basit bir yöntem önermektedirler. Önerdikleri azaltıcı (attenuator) ġekil- 5’de sunulan silindirik meta-malzemelerden oluĢmaktadır.

ġekil-5 Meta silindirlerden oluĢan azaltıcı a) etkin derinlik ve geniĢlik değerleri b) Bina çevresi boyunca
Uygulanması (Kim ve Das, 2013)


Belirli bir geniĢliğe sahip olan bu yapılarda sismik dalgaların genlikleri azalmaktadır. Söz konusu yapıların geniĢlik değeri (Δx) aĢağıda sunulan iliĢki ile tanımlanmaktadır.
Δx=(0.366λ/n)ΔM  (1)


Burada, ΔM=Mi-Mf, yüzey dalgalarının büyüklük farkı (Mi: sismik dalganın büyüklüğü Mf: son büyüklük), λ dalga boyu, n ise yansıtma katsayısıdır. Örneğin yansıtma katsayısı, n, 2 ve yüzey dalgalarının dalga boyu 100 m olarak alınması durumunda ΔM değerinin 1’e yaklaĢması için Δx mesafesi 18 m olarak bulunur. Burada, yansıtma katsayısının yüksek seçilmesi söz konusu geniĢliğin azaltılmasında arzu edilen durumdur. Söz konusu yapıların derinliği ise en az binaların temel derinliğine kadar olması gerektiğidir. AraĢtırmacılar söz konusu silindirik yapıların su ile doldurulması durumunda etkin bir azaltıcı olmadığını ifade etmiĢlerdir. Bunun nedeni ise suyun yansıtma indeksinin düĢük olmasıdır. Ayrıca araĢtırmacılar temel çukuru gibi farklı geometrik Ģekillerde kübik ve dörtgen Ģekilli yapıların bu amaçla kullanılabileceğini belirtmektedirler.


6.SONUÇLAR ve ÖNERİLER

2011 Edremit-Van depremi sırasında bazı binaların söz konusu depremden etkilenmemeleri, bu binaların önünde bulunan ve binaların temel derinliğine kadar kazılmıĢ, yaklaĢık 15 m geniĢliğinde olan bir temel çukuru ile iliĢkilendirilmiĢtir. Arazide yapılan jeofizik çalıĢmalar söz konusu yapıların yüzey boyunca yayılan sismik dalgaların iletilmesinde yüksek kesmeli süzgeç gibi davrandığını göstermektedir. Elde edilen bu veriler ve literatürde farklı disiplinlerde yapılan çalıĢmalar, temel derinliğine kadar kazılmıĢ, geniĢ çukurların ve/veya silindirik sık aralıklarla açılmıĢ kuyuların, depremin yıkıcı etkilerinin azaltılmasında etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Bu çalıĢmadaki teorik yaklaĢım yüzey dalgalarının dispersiyon özelliğini içermektedir. Ancak farklı disiplinlerde önerilen farklı teorik yaklaĢımlar bu çalıĢmadaki temel prensiplerle uyum içerisindedir. 2011 depremleri sonrası binalarda yapılan gözlemler ve arazi çalıĢmaları, bu çalıĢmaların ayrıntılı bir Ģekilde ele alınması gerekliliğini göstermektedir. Sismik dalgaların yeryüzeyinde açılacak olan kazı/trench veya benzer yapılarla azaltılması güncel ve özgün bir konudur. Dolayısıyla bu amaçla farklı geometrik Ģekillerde ve boyutlarda kazılacak olan çukur yapılarının mühendislik çalıĢmaları ile büyük ölçeklerde değerlendirilmesi önerilmektedir. Söz konusu yapıların binaların veya mühendislik yapılarının önünde açılmasından ziyade, geniĢlik ve derinlik değerlerinin bir tasarım parametresi olarak değerlendirilmesi veya mühendislik yapılarında genel amaçlı (otopark, sığınak vb) olarak tasarlanması, bu yapıların kullanım amaçlarını arttıracaktır. Biz bu basit, pratik ve uygulanabilir yapıları öncelikle reaktör, enerji santrali gibi stratejik yapılar için önermekteyiz.
PREV:The Application of Resistivity Tomography Method in Cave Exploration
NEXT :Electrical Resistivity Imaging Method for Evaluate Estuarine Impace on Graoundwater Salinization in India